dilek 的个人资料aXi_C@Di照片日志列表更多 工具 帮助

日志


3月5日

YAŞAMAK BOŞ

Ve aşk bitti bir sabah ansızın
Aslında aşk sanmışız meğer acıyı
Artık baharla yaz yok mevsimler içinde
sen yoksun, güneş yok, sıcaklığında
Kar yağsa ne olur, yağmasa üzerime
Yüreğim buz tutmuş bir şarkının namesinde
Aşk gerçekten bitti mi yoksa hiç olmadı mı?
Yeryüzü gerçekten yalan dünyaymış
Olmayan insanlar gerçekte, olmayan hayatlar
Yaşanmamış bir ömür, sadece özlem
Özlem yaşamın son bulacağı o gerçek güne

GÜNAHKARIM...

göçebe hayaller parkında sallanır günlerim
salıdan başlayarak
içimdeki yosma allanır pullanır artık ne cadde kalır ne sokak
nihavent çıkmazlarında yağmur duraklarında dillenir tadım
günahkarım...
 
Paris te mavi melek sokağında bir siyah jartiyer uğruna
hiç kimselere değil ulan bakkalın çırağına...
 
İstanbul da ağzının içinde bir garip apsolit kıvamıyım
çiğne beni dişlerinle...
vergi kaçırır gibi kaçır beni esnaf ellerinle
resepsiyon gözlerine kapat
 
evet günahkarız işte
sevişmek sevişmek sevişmek kaderimiz...

RESMEN MUTSUZUM

Resmen yazılı
Mühür basılmış
İmza atılmış
Kısırmışım meğer
Evlatlıkmış tüm mutluluklarım
Şimdi artık çok geç
Beyaz bayrak çekmişim gerçeğe
Yaşam ülkemi teslim etmişim
Yeni sınırlar çizilmiş
Bir paylaşımın
Bir kayboluşun
Tam ortasındayım
Bir şakaymışım meğer
Gülen gülmüş
Ölen ölmüş
Ve ben
Bir bilinmeze gömülmüşüm
Bir rüyaymışım meğer
Hatırlanası zor
Kötüye çıkan
Bir hayali yıkan
Ve ben
O rüyadan uyanan
Şimdi gerçek yüzümü okşuyor
Masum olmaya gerek yok
Kabullenmişim bu acıyı
Resmen mutsuzum...
10月5日

YÜZLEŞME

Sandık lekesi anılar
Kenarı kıvrık
Rengi atmış

Naftalin kokusunda
Biriken özlemler
Gözlere vurmuş rutubet

Ağ tutmuş
Tavan arasında
Kırılgan gün ışığı

Yıllardır açılmamış kilit
Pervazına kaynamış kapı
Hapsedili geçmiş

Gözlerde nem,
Nefesinde naftalin
Ellerinde koca bir hayat

Umuda gülen gençliğiyle
..Umutları bitmiş kadının
...Yüzleşme zamanı şimdi.

ÇİRKİNİM

Karanlığa buladım yüzümü
İzi gitsin diye yılların
Kar altında sabahladım
Kar mı, kır mı anlamasınlar saçımdaki
Dilimdeki küfürleri sakladım
Örtbas etsin diye can yakışlarımı
Dikenleri topladım öfkemi sıktığım elime
Biriken nefretleri süsledim gülüşümle
Alladı pulladı bahar çirkinliğimi
Korkuyorum
Yaz gelecek ve eritecek maskemi akşamlar...


YARAMAZDIM BUGÜN

Siyah çarşafını çıkarırıken şehir
Işıl ışıl deniz
Sabah ezanında uluyan köpek kayıp
Kaldırım kenarında tinerci
Hayalleri doldurmuş torbasına

İçimde mayıs
Kıpır kıpır


Sahte sevişler sonrası
İniltiler kalmış yorgan altında
Düş yastıkları düşmüş
Çarşafta yalnız ruhların resmi

Seni çiziyorum
Gökkuşağında
Başak boylarında

İçimde nehir
Kıvrım kıvrım

Gidişler sonrası gelişler
Gülüşler sonrası yaşlar
Yosun tutar kirpiğimde
Çürür / çürütür

Küf kokar
Şehir koca gün

Makyajlar
kostümler aynı tonda
insancıkların

Akşam sefaları
İnadına
renk vermeye başlar pencerede


bir güne daha saklar
ustalıkla
kahpeliğini
yedi tepe
açar avuçlarını
Kara lekesini güne sıvazlar

Ama ben
Yaramazdım bu gün
Bir parça çaldım güneşten
Eledim kirpiklerimde

Şişşşttt sakın beni şikayet etme...

Kararınca şehir
Eleğim tavanda
Gece kimse yokken bak
Kırpıntıları savuracağım
Aydınlansın yalnızlar

......

İçimde sen
gözlerinde ben
Işıl ışıl...

AMA..

Elimdeki kalem
Kimbilir hangi ormanın içinde
Dinliyordu kuşları
ve kaç sincap gıdıklıyordu yapraklarını
bilmiyorum
Yazdığım kağıt
Hangi bahçede gölge
Hangi bebeğe salıncak
Hangi ölümsüz aşkın kazıtı
bilmiyorum
Sefasına daldığım şehrin
En yükseğinden
Kuşbakışı düştü gözlerim
Toprağa
Hangi çocuk parkıydı
Ya da hangi bahçeydi kazılan
Ya da üzerinde seyirdiğim yol
Hangi mezarlıktı
bilmiyorum...
ama tükettikçe bunları
tükeniyor insanlığım...

BANA SEVMEYİ ÖĞRET HAYAT

Yürüdüğüm kaldırımlarda
düşünce kalkmayı öğrendiğim gibi
Bana sevmeyi öğret hayat.

Bu gece
Saçlarını şiirle taramak isterdim.
Yumuşak bir yastığın
Beyaz işlemeli örtüsüne
Başını yasladığında
Saçlarını şiirle koklamak
Sessizce ölmek sonrası

Cennet ise
Binlerce çiçek yapraklarının
Ayaklarına aktığı ipekten bir ırmak
Gözlerine sığınan gözyaşları
Acılara direnirken
Ölmek
Sadece düşmek sonrası


Islak dudaklarında
Susmak
Tatlı bir iklimin izine
Rastlamasa da
Çölleşen yaralarımda kanamak
Ve kanadıkça
Seraplarından içmek sonrası

Gece çıplak sevgili
Milyonlarca yıldız düş
Ve düşler ayaz
Gel
Gel ki giydirelim aşkı
Ve malum sonrası

Bana ölmeyi öğret hayat.

YENİDEN ŞARAP KOKUSU

stiyor liman yolcuyu
bavulunda sıcak rüyasıyla
yolcu gemiyı
direğinde bir gülüşün şebnemi
gemi ufku istiyor
ben hepsini seninle

sereserpe akşam
bir adam bir kadının
bacağındaki beni öpüyor

yeniden şarap kokusu
10月4日

TADI YOK

 
Ne can tadı var,
Ne canan tadı.
Yasyavan,
Tatsız,tuzsuz
Bol acılı,can yakıcı;
Bir hayat bizimkisi.

Niteliksiz karın doyurması
Meteliksiz eski, cüzdan eskisi
Cüz cüz okunmuş hayat hikayesi,
Tozlu kitaplar gibi.
Bir dikili ağacı yok…
Bir tapulu taşı,
Yok oğlu yok.

Her şey ellerine,
Ayaklarına bağlı.
Aklı aklamaz ,
Bütçe açığını.
Sağ borç,sol borç.
Borç dedikleri ,
Yiğidin kamçısı devri.
Hala namert olası gelmez.
İlle de namus gibi
Sözün kılınçtan keskinliği
Yaşamanın ecel terleri…

....

öyle dudak bükme gecenin zifirinde
Dağıldığında zifir saçların
Kabardığında yalnızlığın
Darağacında sallanan
Bir mahküm gibi
Kapat dudaklarını üstüne
Hal böyle böyle

HANİ...

 
 Hani olur da
Sıkışırsa başın
Bir dost kokusu
Bir dost selamı
Bir dost kelamı
Nasıl da iyi gelir
Bir de yaz dostum
Kimselere diyemediğini
Kalemle kağıdın vuslatı
Ya da klavyeyle parmağın
Büyük buluşmasını
Ne mürekkep biter ne dosya
Yaz dostum...
 
9月15日

GÖZ YANILMASI

Ruhumdaki kesiklerden akarken oluk oluk

Yalnızlık

Tersyüz etsem de yine yalnızlık

Eskiyen sözlerimde kilitli
Boşluğa düşen sessizliğin gürültüsü

Bir göz yanılmasıydı benimki

Karanlığı sileyim derken
Aydınlıktan bir şeyler ummak.....

yüzülmüş tesadüf

Bütün yalnızlığımı bir kadeh gözyaşıyla
Kurak topraklara bıraktım.
Çünkü onlar kuraktılar,
Ve güneş hep tepelerinde sıcak

Ay aynasında yansıyan ufak ipliklerin,
Çocuksu bakışlarda gölge oyunlarıyla
Ruh kazanmasıydı hayat.
Ve beden
Hiç telaffuzu olmayan yankılardı.

Çığlıklarımda hiçbir yankı geri dönmedi bana.
Aşklarım parlamadı yıldızlar gibi
Gecenin karanlığında.
Çünkü onlar kayboldu atmosferin katmanlarında.

Bağırmamışken,
Ağlamamışken,
Bırakmamışken içime çektim onları,
İçlerine çektiler,
Yer çekimi yokken.

Annemin rahmi gibi bölündü inançlarım.
Ve her dil,
Gergedan derisi gibi sertti aşk masumken.

Hayat,
Menilerin akışından bakmaktı dünyaya belki de.
Ya da tam tersine akmaktı.
Yapamadım.

Aşkın büyüsünden yüzülmüş ipeklere
Ten tadında hüzünler besledim.
Ruhumu
Siyanürle yıkanmış inançlarıma emanet ettim.

Kutsallığıma ise
Kimse dokunamaz artık.
Şeytan çok uzaklaştı kalbimden,
Düşler bitti.
Bir hiç olmanın gerçeği ile yüzleşmenin
Yüzülmüşlüğünü taşıyorum üzerimde.

Kül ile Mısra

Güle
Gül solmazlarına
Düşen düş

Sesin/in yankısında
Sus/ayanız

Dehlizlere kar yağar
Çiğ sabahlarında
Yeşermeler
Biz/siz

Dargın sevişmeler
Hesaplaşır kınında
Bir o yana
Bir
Yan yana kanayanız

Bir Kadının Çanları

Başını gökyüzüne kaldırdı bir kadın,
bulutlar yağmuru fısıldadı
alınından gözlerine,
gözlerinden dudaklarına
ince ince indi yağmur taneleri


Bir çığlık düştü sessizliğin payına.
bir kadın sesi,
bir kadın nefesi hüzünlendi.



Başını gökyüzüne kaldırdı bir kadın
güneşin sıcaklığı iliklerinde
kalbinden ruhuna
ruhundan umutlarına
ayaklarının dibinde tutkuları filizlendi.



bir kadın sesi ,
bir kadın nefesi yenilendi.
8月30日

OYUN BİTTİ

 
tavan arasından
kelimeler döküldü kucağıma
tamda gülecektim oysa
tamda aşıktım
tamda sarhoş
birde aydınlanıverdi ortalık
oyun bitti
perde kapandı
ağlamaya başladı
bütün yalnızlığıyla
dört duvar
bense sadece sustum
sadece yalnızlık tı
yanımda oturan...
küçük bir tiyatro salonunda
kaybolan bir gençliğin anısına
yazılan bir oyunda
ağlamalımıyım acaba
ya da susmalıyım herkes gibi?
çekilip bir kıyıya
beklemeliyim ölümü
ya da ne bileyim
erkenden çekip gitmeli
bu sahneden
perde inmeden...

SADECE HÜZÜN

 
umuda dair şiirlerim vardı
camların buğusuna yazmışım
silindiler birer birer

uzun yolculuklarım oldu
dönüşlere yakalanan
hep gidenler başkalarıydı
karanlıkların ardına saklanan

ve sonlar vardır
yaşanması gereken
en güzel yerindeyim şimdi
bir hüzün götürüyorum senden

GİTME

 
sancıların en keskini
biten bir günü uğurlamak
giden bir sese elveda
ağlamaklı bir susku

kayıp bir gecede
bulmuştun beni
tam da mutluydum oysa
tam da sesim ses olmuştu

şimdiyse
kalbimdeki ağrı büyük
verdiğim ne
zaten çok eskiyim
gitme

SENSİZLİK...

 
zaman ayazdır şimdi
çiğ damlaları buza dönüşür
kaz dağları sessiz bekler gideni
gecenin doğurduğu gün
zaten ölüdür

şehir teslim olmuştur
yalnızlığına

gök yüzü kızarmaya başlar
ardından seni hatırlatmayan bir güneş doğar
bir rüzgar eser kokunu getirmeyen
açılır büyük gıcırtılarla kepenkler
başlar sokaklar değişmeye
ardından yanaşır
gecenin yorgunu bir tekne
bomboş sandıkları
nasırlı avuçları sırılsıklam aşklarıyla iskeleye